BİR DRAM SİNEMASI: ÇOCUK OYUNCULAR

BİR DRAM SİNEMASI: ÇOCUK OYUNCULAR

Son zamanlarda TV ekranlarında küçük çocukların show programlarında bolca yer aldığını görünce, duygularıma tercüman olması bakımından çocuk oyuncular ve yaşanan dramlarını konu alan iki ünlü sinema filminden bahsetmek istedim.

Bu filmlerden ilki, 1962 tarihinde çekilen başrolünde mükemmel oyunculukları ile Bette Davis ve Joan Crawford’un oynadığı ‘Bebek Jane’e Ne Oldu? (What Ever Happened to Baby Jane?)’ filmidir. Bu film, eski çocuk yıldız Jane Huston’ın (Bette Davis) sonradan bu ününü kaybetmesi ile yaşadığı hezeyanlarını anlatan, gerçekçi psikolojik gerilim öncüsü sinema filmi olarak çocuk yıldızların yaşaması muhtemel travmalarına güzel bir örnek olarak karşımızdadır.

Bette Davis’in ünlü bir çocuk olduğu zamanlara ait kopyası oyuncak bebeği ile beraber olduğu sahne

Bette Davis’in Bebek Jane’i, hoşlandığı piyano hocası ile tanıştırdığı sahne

Bir diğer film ise, İtalyan sinema yıldızı Anna Magnani (Oscar ödülü alan ilk İtalyan oyuncu)’nin ‘Bellisima’sıdır. Filmde, alt sınıftan gelen sinema aşığı ‘Maddalena’ karakterinde Magnani, içinde yaşadığı hayattan kurtulmak; ayrıca kendi hayallerini kızı Maria’nın (Tina Apicella) vasıtasıyla gerçekleştirmek için varını yoğunu kızının bir oyuncu olması için harcayan anne rolünde karşımıza çıkmaktadır. Film, aynı zamanda İtalyan yeni gerçekçilik sinemasının da öncü örnekleri arasına girmiştir. Filmde, çocuk oyuncu seçmelerinde, jüri üyelerinin çocuk oyuncu adayına bakarak ‘Cüce bu!’ diyerek kahkaha atmaları üzerine, Maddalena’nın bir anda çocuğunu bu çarkın içine sokmakla ne kadar yanlış bir yolda olduğunu anladığı, çocuğuna sarılıp hemen oradan uzaklaştığı sahnedeki performansı gerçekten de çok etkileyicidir.

Anna Magnani’nin ‘Bellisima’ filminde küçük kızı ile çocuk oyuncu seçmelerindeki sahnesi

Bellisima filminde Magnani’nin (filmdeki ismi ile Maddalena’nın) küçük kızını çocuk oyuncu seçmelerine götürdükten sonra yaşadığı pişmanlığı yansıtan sahne

Dizilerde, filmlerde, reklamlarda, show programlarında oynasınlar, gelir getirsinler ya da ünlü olsunlar diye anne ve babaları tarafından şevkle set set dolaştırılan çocukların sosyo-psikolojik gelişimleri, dizi setlerindeki koşullar ve senaryo içeriğinin çocuğun gelişimini olumsuz etkilediği; ayrıca bu dizilerde, filmlerde, reklamlarda çocuklara sanki birer yetişkinmiş gibi davranılmasının da ayrı bir sorun teşkil ettiği hususlarında fikir beyan etmek için pedagog olmaya gerek yok sanırım.

Bir cast ajansının “Hizmetimiz ünlü olabilmek isteyen çocuk oyuncuların güvenilir bir şekilde bu isteklerini karşılayabilmek temelleri üzerine kuruludur.” şeklinde misyonlarını açıklaması da hayret vericidir. Söz konusu çocuklar ‘ünlü olmak’ isteğini hangi özgür irade ile verecek bu ajansa sormak gerekir!

30’lu yıllarda ‘The Little Rascals’ adlı ünlü komedi dizisinin çocuk oyuncusu Carl Alfalfa’ Switzer, 60’lı yıllarda yoğun bir izleyici kitlesine sahip olan ‘Family Affair’ dizisindeki öksüz Buffy rolündeki Anissa Jones, ünlü ‘Sea Quest DSV’ dizi filminin oyuncusu Jonathan Brandis gibi çocuk oyuncular, çok küçük yaşta elde ettikleri ünün daha sonraları devam etmemesi üzerine depresyona girmiş, psikolojik sorunlara sahip olmuş ya da bir takım bağımlılıklara yönelmişlerdir.

90’lı yıllarda hemen herkesin ilgiyle izlediği ‘Alacakaranlık Kuşağı’ dizisinin setinde, senaryo gereği çekilen helikopter patlama sahnesinde, gerçekten bir kaza yaşanması sonrasında aktör Vic Morrow (gerçek ismi Victor Morozoff) ve iki küçük oyuncunun yaşamlarını yitirmesi ile sonuçlanan trajik olay, artık çocuk oyuncularla ilgili yasal düzenlemeler yapılması gerektiği hususunda farkındalık yaratmıştır.

Ülkemizde 23 Nisan 2015 tarihli İş Kanunu’nun 71’inci maddesi, çocuk oyuncuların çalışmasına ilişkin hususları içermekle birlikte çocuk oyuncuların çalışma koşullarına ilişkin bir Yönetmelik henüz bulunmamaktadır.

Bugünlerde TV’de ‘Çocuktan Al Haberi’ adlı bir program yayınlanmakta. Bu programda tam da yukarıda bahsettiğim konular cereyan etmekte. Çocuklara bir takım sorular sorulup cevapların söyletildiği apaçık replikler, show’lar yer almakta; bu replikler üzerine tıpkı Magnani’nin ‘Bellisima’ filminde olduğu gibi, jüri üyelerinin oyuncu adayı çocuğa kahkaha attığı sahnenin bir örneği gerçekleşmektedir. Programda, çocukların üzerinden reyting kazanma durumunun gerçekten üzüntü verici boyutları, tüm çıplaklığıyla karşımızda yer almaktadır.

Bu satırları yazdığım sırada, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın duyarlı bir refleksle söz konusu programla ilgili harekete geçtiğini öğrenmiş bulunmaktan mutluluk duyduğumu; ancak konunun peşinin bırakılmaması gerektiğini ifade etmek isterim.


Yazan:

Dilek ŞAHİN

  • Etiketler

  • Sende Yorumunu Bırak

    • Hakkımızda

      Bir zamanlar TRT’de yayımlanan “Az Gittik Uz Gittik” adlı yarı çizgi film, yarı belgesel tadında bir program vardı. Hiç kaçırmadan izlerdik. Yine Jules Verne’nin kaleme aldığı macera romanı “80 Günde Devrialem”i severek okur, çizgi film uyarlamasını ilgiyle takip ederdik. Meğer tüm bunlar içimizde filizlenen dünyayı gezme aşkını...Devamı

      • Lviv, Ratusha Tower
      • Beyaz diyar
      • Yavru kaplan
      • Golden Souq
      • Tomb Raider (Ta Phrom)
      • Muhammet El-Emin Camii ile Saint George Katedrali
      • hortumda hapsolmak :)
      • Masal dünyası
      • Synevir Gölü
      • Apsara dansçıları
      • Titicaca Gölü
      • Antarktikada bayrağımızı dalgalandırıyoruz
    • Dünya Kazan, Biz Kepçe